BEYAZ YAKA vs MAVİ YAKA
Ben de blog üzerinden somut durumun somut tahlilini kendi
penceremden yapmaya bu yazı ile merhaba diyeceğim. İlk konumu da yine sevdiğim
bir arkadaşımın blog üzerinden tartışmaya açtığı beyaz- mavi yaka problemi
olarak belirledim.
Yakanın renginden bağımsız olarak sınıfsal açıdan bakıldığında üretim
araçlarına sahip olmayan ve emek gücünü satan herkes sistem içerisinde herkesin
bildiği gibi aynı taraftadır ve işçi statüsündedir. Bunun yanında bu durum
kapitalizmin gelişmesi ile birlikte sistemin devamlılığını tehlikeye atmamak
adına yine sistem tarafından dönüştürülmeye çalışılmıştır ve kısmen de başarılı olduğu söylenebilir. Sermaye büyüdükçe
kontrolü de zorlaşmış ve sermaye sahiplerinin yönetemeyeceği boyutlara ulaşmıştır.
Tam da bu zamanlarda profesyonel yönetici olarak tanımlanan bir grup oluşmaya
başlamış ve bu grup sermayeyi elinde bulundurmamakla birlikte hiyerarşik olarak
artık değerden diğer işçilere göre daha büyük paylar almaya başlamış ve
sistemi de yönetme görevini üstlenmişlerdir. İlk beyaz yaka-mavi yaka ayrımının
fabrikalarda işte tam bu anlarda
oluşmaya başladığını görmekteyiz. Genelde bu yöneticilik özelliklerini üniversite okudukları
için kazanmaya başlayan bu grup, üretimin de içerisine pek dahil
olmadığı için beyaz yakalı olarak adlandırılmaya başlanmıştır. Sınıfsal olarak
bakıldığında ise sistemin tam da istediği bir durum ortaya çıkmış; aydınlanmadan,
bilim ve teknikten daha fazla nasip alma şansı olan ve temelde işçi olan ve
beyaz yaka olarak adlandırılan grup hem kendi sınıf özelliğini yavaş yavaş
kaybetmeye başlayıp sanal bir yanılsama ile işveren vekilliği denilen garip bir
sınıfsal kimliğe bürünmüş hem de sistemi değiştirme potansiyellerini de kaybetmeye
başlayarak kendisine yabancılaşmaya başlamıştır. Böylece burjuvazi bir taş ile
iki kuş vurmuştur. Bununla birlikte sömürü düzenin yöneticiliğini sanal olarak
üstlenen beyaz yaka finans, eğitim gibi sektörlerde işveren vekilliğini de
kaybetmiş hem ücret hem de sosyal haklar olarak işçileşmesine ( ve hatta daha kötüye gitmesine) rağmen hala
kendisine sunulan işveren vekilliği havucunun da etkisi ile kendi arasında
anlamsız ve kuralsız bir rekabetin içerisine girmek durumunda kalmıştır.
Beyaz yaka için, Somut durumun somut tahlilini yukarıda yapmaya
çalıştık. Bu cendereden çıkmak ise Beyaz yakanın kendi elinde.
Güzel analiz olmuş ama 20. Yüzyılın başından itibaren beyaz yakalı sayısındaki hızlı artışın tarihsel analizini de yapmak bence faydalı olur.
YanıtlaSil